Yol Arkadaşım Olur musun?

Tarık Bey, bir konfeksiyon fabrikasının sahibiydi. Gelişen teknolojiyi ve yönetim becerilerini iyi takip ettiği için işleri yolundaydı. Üretim,  pazarlama departmanındaki müdürleri çok yetenekliydi. Bu alanda bir problem yaşamıyordu. Ama kaliteli bir finans müdürüne ihtiyacı vardı. Başka bir şirkette finans müdürü olarak görev yapan Avni Bey’i transfer etmeyi düşünüyordu.

Devamı »

Olduğu Gibi Kabul Etmek

Seher, on yedi yaşına kadar köyde yaşamış, çok temiz bir aile kızıydı. On sekizinden gün aldığında ise akrabası Cemil dünürcü göndermiş ve Seher’i istemişti. Kız evi biraz naz yaptıktan sonra, Seher’in rızasını da alarak bu evliliğe onay verdi. Cemil de aynı köyden olmasına rağmen büyük şehirde yaşıyordu. Liseden sonra okumamıştı ama yürekli delikanlıydı. İnşaatlarda amelelik yapıyor, pazarlarda sebze meyve satıyor, adeta ekmeğini taştan çıkartıyordu.

Devamı »

Maç 90 Dakika Değil mi?

İbrahim Bey, küçücük tezgâhından büyük makinelerle çalışan fabrika meydana getirmiş, girişimci bir Anadolu insanıydı. Kendisi ve ailesi için çalıştığından başka geliri olmayacağını düşünür ve her şeyi devletten beklemezdi. Kırk sene sanayici olarak çalıştıktan sonra işin başına çocukları Erkan ve Hakan’ı getirmiş ve kendisini emekliye ayırmıştı.

Erkan ve Hakan kardeşler, babalarından aldıkları iş disiplini ile hareket etmişler, şirketi daha iyi yerlere taşımışlardı. Yalnız bu sene bir karar vermek zorunda kalmışlardı. Ya ellerindeki tezgâhları yenileyip büyümeye devam edecekler ya da ellerindeki ile yetinip oldukları yerde sayacaklardı. Olduğun yerde saymak, bir süre sonra geriye gitmek demek olduğu için büyümeye karar verdiler. Devamı »

Sanal Tehdit

Mine Hanım, akşam yemeğinin bulaşıklarını makineye yerleştirirken eşi Çetin Bey, mutfaktaki masada gazetenin üçüncü sayfasına göz gezdiriyordu. Okuduğu haberin başlığı ile adeta çarpılmış gibi sıçradı:

- Bu kadarına da pes doğrusu!

- Ne oldu Çetin?

- Daha ne olacak Mine? On dört yaşında kız çocuğu, internette tanıştığı kötü niyetli adamların peşine takılmış, uçurumun kıyısından dönmüş.

- Nasıl bulmuşlar?

Devamı »

Yerçekimine Kapılmayın

—Babacığım, seninle çok önemli bir konuyu görüşmek istiyorum. Uygun musun?

Bu söz, Muhsin Bey’in lise son sınıfta okuyan Zeynep Sude’ye aitti. Muhsin Bey, okuduğu gazeteyi kapatıp kızına döndü. Biricik kızının, babasıyla paylaşmak istediği çok önemli konu neydi acaba? O anda aklında öyle düşünceler oluştu ki, nasıl tepki vereceğini bilemedi. Ne de olsa Zeynep Sude, yetişkin bir kızdı artık. Zihnini dolduran, yoğun düşünce akımından güçlükle sıyrıldı. Paniklediğini kızına belli etmemeye çalışarak:

—Söyle kızım. Senin için her zaman uygunum.

—Teşekkür ederim babacığım. Bugün deneme sınavında çuvalladım. Sene başındaki denemeden daha düşük net yaptım, puanım çok düşük gelecek. Her geçen gün daha kötüye gidiyorum baba!

Muhsin Bey, biraz daha rahatlamış bir ses tonuyla ve müşfik bir edayla sordu:

Devamı »

Lamelif Dizayn